Jaluzi: is. (Fr)(jalousie) İçeriden görülmeksizin dışarıyı görmeyi sağlayan, şerit biçiminde metal veya plastik levhalardan yapılmış bir tür pencere kapama düzeni.
Ah ah biz Kocaeli yolcularının en çok eğlenmesini sağlayan kapama düzenidir bu Jaluzi. Servis camları jaluzilidir. İçeride ne halt yersen ye dışarıya görüntü engellidir. Millete saçma sapan hareketler mi yapmayı sağlamaz, dikizleme işine mi yaramaz neler neler... Birde böyle gökdelenlerin camları öyledir ya da plazaların. Aslında çok feodel bir yapıdır ve çoğunlukla gücün kimin elinde olduğu bellidir. Taş duvarların yerini almış teknoljidir. Tehlikelidir de aslında. Peki kim tehlikededir? Jaluziyle kaplanmış pencerenin önündeki mi yoksa arkasındaki mi? Hayır işte şartlar ve koşulların getirdikleriyle doğru orantılıdır. Bazen hiç görmemen gerekenleri görürsün o izole olmuş ortamda. Sonuçta sen izole olduğunu sanmışsındır ama ortam değil ve eğer varsa tehlike, daha da sinsice yaklaşır senin güvende hissetiğin o dakikada yakana ve asla bırakmaz peşini sonsuza dek kovalar.
4 Nisan 2010 Pazar
Perihan Azaklıoğlu'nun kelimeleri
Başlangıç harfleri: h, t, b
Hımhım: s. Sesleri genizden çıkartarak konuşan (kimse) 2) zf. Sesleri genizden çıkararak:
Bu daha başlangıç tabi ki de. Mevzu bahis Pilli hanım olunca gayet normal harflerden tuhaf kelimeler çıkartabilme potansiyeli yüksek. hımhım sanki başlangıçta hım ın karesi gibi geliyor kulağa. Ne bileyim sözlükte değilde bir yazı içersinde görsem böyle düşünürdüm herhalde (şaka şaka oha yani daha neler :D) ama ben hala mantıken bu açıklamalar doğrultusunda kullanmazdım bu kelimeyi. Şimdi (alakasız olarak) duyuyorum neden Nilay'ın kelimelerinde yaptığın gibi kelimelerin içinde geçtiği kıçından uyarlama hikayeler yazmıyorsun dediğini ama biraz da reele dönmek istedim. Bence Pilliciğimle ilgili bağlantılar kurmak daha eğlenceli olur. Neyse hımhım a dönelim hala bende hım...hım... etkisi yaratıyor. Ben bu kelimeyi sevmedim geçelim lütfen...
Tünek: is. Kuşların, evcil kanatlıların üzerinde tünedikleri dal veya sırık.
Evcil kanatlılar derken? Bazı insanlara göre atmacalarında evcil olabileceğini unutmamak gerek. Mesela babamın bir arkadaşı var adamın Hopa'da atmacaları var. Bir yılının belli zamanlarını evcil hayvanlarıyla ava çıkarak geçiriyor. Ne hoş değil mi? Hem tüneklerde tüneme lüksünün sadece kuşlara özgü olmasını zihnen algılayamam. Benimde ev içersinde beli tünek yerlerim vardır. Kendimi evcil insan gibi hissetmeme sebep oldu. Aaa iyi mi bak aklıma evcil insnalarla ilgili bir şeyler geldi. Dur not olalım. Ah iki ayaklı kanatlılar siz yok musunuz? Ne diyorduk. Tünekler sadece uçabilitesi olanlara özgü değildir efendim. Ne yani tüm suç uçmuyor oluşmda mı? Reddediyorum ben o zaman yer çekimini Newton'a selamlar.
Böke: is.Kahraman, güçlü kimse. 2) Ulusal veya uluslararası bir yarışmada ilk dereceyi alan, birinci olan (kimse), şampiyon.
Ne yalan söyleyeyim ilk başta çağrıştırdığı şey yeni piyasaya çıkan gerzekçocuk isimlerini andırıyor. Mesela bir erkeğe konulabilir evet kulağa gerzekçe geliyor olabilir amma anlamı gayet güzel. Hem farklıda bir isim olur, türetilirde hem Bökecan, Bökehan, Böketay, Bökenur... nur ne halt yemeye diye sormayın sakın. Küçük kuzenimin bir arkadaşı vardı çocuğun adı Atanurdu. Aileyi üstün çatkılama başarılarını tebrik etmek lazım evet bu yarışmada böke sizsiniz. BÖKEEEE!!!
Hımhım: s. Sesleri genizden çıkartarak konuşan (kimse) 2) zf. Sesleri genizden çıkararak:
Bu daha başlangıç tabi ki de. Mevzu bahis Pilli hanım olunca gayet normal harflerden tuhaf kelimeler çıkartabilme potansiyeli yüksek. hımhım sanki başlangıçta hım ın karesi gibi geliyor kulağa. Ne bileyim sözlükte değilde bir yazı içersinde görsem böyle düşünürdüm herhalde (şaka şaka oha yani daha neler :D) ama ben hala mantıken bu açıklamalar doğrultusunda kullanmazdım bu kelimeyi. Şimdi (alakasız olarak) duyuyorum neden Nilay'ın kelimelerinde yaptığın gibi kelimelerin içinde geçtiği kıçından uyarlama hikayeler yazmıyorsun dediğini ama biraz da reele dönmek istedim. Bence Pilliciğimle ilgili bağlantılar kurmak daha eğlenceli olur. Neyse hımhım a dönelim hala bende hım...hım... etkisi yaratıyor. Ben bu kelimeyi sevmedim geçelim lütfen...
Tünek: is. Kuşların, evcil kanatlıların üzerinde tünedikleri dal veya sırık.
Evcil kanatlılar derken? Bazı insanlara göre atmacalarında evcil olabileceğini unutmamak gerek. Mesela babamın bir arkadaşı var adamın Hopa'da atmacaları var. Bir yılının belli zamanlarını evcil hayvanlarıyla ava çıkarak geçiriyor. Ne hoş değil mi? Hem tüneklerde tüneme lüksünün sadece kuşlara özgü olmasını zihnen algılayamam. Benimde ev içersinde beli tünek yerlerim vardır. Kendimi evcil insan gibi hissetmeme sebep oldu. Aaa iyi mi bak aklıma evcil insnalarla ilgili bir şeyler geldi. Dur not olalım. Ah iki ayaklı kanatlılar siz yok musunuz? Ne diyorduk. Tünekler sadece uçabilitesi olanlara özgü değildir efendim. Ne yani tüm suç uçmuyor oluşmda mı? Reddediyorum ben o zaman yer çekimini Newton'a selamlar.
Böke: is.Kahraman, güçlü kimse. 2) Ulusal veya uluslararası bir yarışmada ilk dereceyi alan, birinci olan (kimse), şampiyon.
Ne yalan söyleyeyim ilk başta çağrıştırdığı şey yeni piyasaya çıkan gerzekçocuk isimlerini andırıyor. Mesela bir erkeğe konulabilir evet kulağa gerzekçe geliyor olabilir amma anlamı gayet güzel. Hem farklıda bir isim olur, türetilirde hem Bökecan, Bökehan, Böketay, Bökenur... nur ne halt yemeye diye sormayın sakın. Küçük kuzenimin bir arkadaşı vardı çocuğun adı Atanurdu. Aileyi üstün çatkılama başarılarını tebrik etmek lazım evet bu yarışmada böke sizsiniz. BÖKEEEE!!!
Nilay Azaklıoğlu'nun kelimeleri
Başlangıç harfleri: z, n, ç
ZAİL: (Ar.)(za:il) Yok olan, ortadan kalkan, sürekli olmayan.
Ara ara benliğinde zail olaylar vardı onun. Zihni bir sürtüşme içersinde debeleniyordu. Bazen sadece görmek istediklerini görüyordu. Sonra durdu ve ben ne halt ediyorum böyle dedi. Konuşmaya başladı birden aynadaki görüntüsüyle "sanıyordum ki ben zail olan bedenimdir baki kalansa içimde yücelttiğim ruhum, benliğim. Oysa hiç bir şekilde sonlanmıyor ki varoluşum, bedenim. asıl o sonsuza dek devam ediyor bu maceraya. Zail olansa benliğim, ruhum..." Artık bakamıyordu eskisi gibi sonsuzluğa. Kayboluyordu farkında olmadan yavaş yavaş...
NUMARA: (İt.)(Numero) Bir şeyin bir dizi içindeki yerini gösteren sayı, rakam. 2) Ölçü derece 3) Benzer şeyleri ayırt etmek için her birinin üzerine işaret olarak yazılan sayı. 4) Öğrenciye verilen not. 5) Bir telefonun açılmasını sağlayan sayılar. 6) Eğlenceli oyunlardan her biri. 7) argo; hile, düzen.
Öncelikle belirtmezsem çatlarım o beş numaralı anlam ne öyle. Hım ilginçmiş...
Nazım Hikmet'in yapı kredi yayınlarının çıkarttığı şiir kitaplarından 3 numaralı (şiirler 3 Kuvayi Milliye/Gece 21-22 şiirleri/Dört hapisaneden şiirler/rubailer) olanı seçtiğinde aklından onun numarasını hatırlamaya çalışıyordu. Daha fazla tahmin gücünü zorlayıp nöronlarına zarra vermemek adına telefon defterini çıkarttı cebinden. evet oda her genç gibi cep telefonu kullanırdı fakat ondan yazılı belge hastalığı vardı. Ya bu elektronik cihaz bozulurda ortada kalırsa öyle dımdızlak. ayrıca telefon kartıda taşırdı eskilerele hem güven duyardı. Defterin g harfli bölümünü açtığından numaralandırdığı 7 tane Gizem isminden hangisinin o olduğunu düşünmeye koyuldu. Madem bu kadar düşünmeye değerdi de ne halt yemeye 3 sene önce yazılmış bu isimler içersinden ayırt edemiyordu onu. Birden aklına lisede ki o sınav sonrası geldi hoca 57 numara vermişti birlikte çektikleri o sınavda kağıdına. Ne küfür etmişlerdi ama. bu düşüncelerden kurtularak tek tek yazılı numaraları aramaya koyuldu ve numara yaptı karşısındakilere onu bulana dek...
ÇATKI: is. Uç uca birbirine çatılan şeylerin bütünü. 2) Sehpa 3) alından geçerek başın çevresine çamber gibib bağlanan bağ, kaşbastı. 4) Bir işin bütünün veya parçalarının bir araya getirilmesine uyulan yöntem.
Son olarak döndü ve arkasına baktı. Arkasında kalan tek şeyin annesi tarafından yalanan kedi yavrusu olduğunu görünce şaşırmadı ve düşüncelerini çatkılayıp yoluna devam etti. Ne zamandan beri durum böyleydi, neden fark edememişti? Arabasına bindi, dikiz aynasından tek bacağı görünen kırık çatkıyı gördü ve işte tam o anda ağlamaya başladı. Belkide kelimeler hiç bu kadar etrafta uçuşmamıştı. Hemen yolun öbür tarafına geçti ve gaza bastı. Yakalamalıydı onu, bulmalıydı... Ondan bu kadar kolay vazgeçemezdi. 23 np 458 plakalı volvo arabayı yakaladığında gözleri çakmak çakmak oldu. İşte oradaydı arka camdan ağlayan gözlerle bakıyordu. Peki kimdi bu? Niçin vazgeçilmezdi? Alt tarafı en fazla 1 yıl daha yaşardı. Hem bilim için gitse daha hayırlı olmaz mıydı? Sonsuza dek anılmaz mıydı? Bu çatkı doğru değil miydi? Sakın bana seçimler, tercihler demeyin bana göre görecelidir doğru yanlış ama bu durum farklı. Olamaz mı yani? 1 yıl daha birlikte mi yaşasınlar? Yoksa sonsuza dek anılsın mı?
ZAİL: (Ar.)(za:il) Yok olan, ortadan kalkan, sürekli olmayan.
Ara ara benliğinde zail olaylar vardı onun. Zihni bir sürtüşme içersinde debeleniyordu. Bazen sadece görmek istediklerini görüyordu. Sonra durdu ve ben ne halt ediyorum böyle dedi. Konuşmaya başladı birden aynadaki görüntüsüyle "sanıyordum ki ben zail olan bedenimdir baki kalansa içimde yücelttiğim ruhum, benliğim. Oysa hiç bir şekilde sonlanmıyor ki varoluşum, bedenim. asıl o sonsuza dek devam ediyor bu maceraya. Zail olansa benliğim, ruhum..." Artık bakamıyordu eskisi gibi sonsuzluğa. Kayboluyordu farkında olmadan yavaş yavaş...
NUMARA: (İt.)(Numero) Bir şeyin bir dizi içindeki yerini gösteren sayı, rakam. 2) Ölçü derece 3) Benzer şeyleri ayırt etmek için her birinin üzerine işaret olarak yazılan sayı. 4) Öğrenciye verilen not. 5) Bir telefonun açılmasını sağlayan sayılar. 6) Eğlenceli oyunlardan her biri. 7) argo; hile, düzen.
Öncelikle belirtmezsem çatlarım o beş numaralı anlam ne öyle. Hım ilginçmiş...
Nazım Hikmet'in yapı kredi yayınlarının çıkarttığı şiir kitaplarından 3 numaralı (şiirler 3 Kuvayi Milliye/Gece 21-22 şiirleri/Dört hapisaneden şiirler/rubailer) olanı seçtiğinde aklından onun numarasını hatırlamaya çalışıyordu. Daha fazla tahmin gücünü zorlayıp nöronlarına zarra vermemek adına telefon defterini çıkarttı cebinden. evet oda her genç gibi cep telefonu kullanırdı fakat ondan yazılı belge hastalığı vardı. Ya bu elektronik cihaz bozulurda ortada kalırsa öyle dımdızlak. ayrıca telefon kartıda taşırdı eskilerele hem güven duyardı. Defterin g harfli bölümünü açtığından numaralandırdığı 7 tane Gizem isminden hangisinin o olduğunu düşünmeye koyuldu. Madem bu kadar düşünmeye değerdi de ne halt yemeye 3 sene önce yazılmış bu isimler içersinden ayırt edemiyordu onu. Birden aklına lisede ki o sınav sonrası geldi hoca 57 numara vermişti birlikte çektikleri o sınavda kağıdına. Ne küfür etmişlerdi ama. bu düşüncelerden kurtularak tek tek yazılı numaraları aramaya koyuldu ve numara yaptı karşısındakilere onu bulana dek...
ÇATKI: is. Uç uca birbirine çatılan şeylerin bütünü. 2) Sehpa 3) alından geçerek başın çevresine çamber gibib bağlanan bağ, kaşbastı. 4) Bir işin bütünün veya parçalarının bir araya getirilmesine uyulan yöntem.
Son olarak döndü ve arkasına baktı. Arkasında kalan tek şeyin annesi tarafından yalanan kedi yavrusu olduğunu görünce şaşırmadı ve düşüncelerini çatkılayıp yoluna devam etti. Ne zamandan beri durum böyleydi, neden fark edememişti? Arabasına bindi, dikiz aynasından tek bacağı görünen kırık çatkıyı gördü ve işte tam o anda ağlamaya başladı. Belkide kelimeler hiç bu kadar etrafta uçuşmamıştı. Hemen yolun öbür tarafına geçti ve gaza bastı. Yakalamalıydı onu, bulmalıydı... Ondan bu kadar kolay vazgeçemezdi. 23 np 458 plakalı volvo arabayı yakaladığında gözleri çakmak çakmak oldu. İşte oradaydı arka camdan ağlayan gözlerle bakıyordu. Peki kimdi bu? Niçin vazgeçilmezdi? Alt tarafı en fazla 1 yıl daha yaşardı. Hem bilim için gitse daha hayırlı olmaz mıydı? Sonsuza dek anılmaz mıydı? Bu çatkı doğru değil miydi? Sakın bana seçimler, tercihler demeyin bana göre görecelidir doğru yanlış ama bu durum farklı. Olamaz mı yani? 1 yıl daha birlikte mi yaşasınlar? Yoksa sonsuza dek anılsın mı?
Giriş Gelişme Sonuç
Gecenin bir yarısı saçmalama potansiyelim yüksekken ne yapabilirim daha da saçmalaya bilmek adına diye düşünürken (düşünür gibi yapmadım cidden düşündüm), madem seviyorum oyun oynamayı hadi gel kelimelerle oynayalım dedim. Hadi bakalım kolay gelsin...
Kaydol:
Yorumlar (Atom)
